Referanduma 4 kala…

Rojda Oğuz

Türkiye halkları, 16 Nisan günü zorlu bir süzgeçten geçecek. Referanduma az buçuk kala, referandumun çıkış noktası ve tüm dünyada çoğunlukta egemenlerin kendi çıkarları için başvurdukları EVET ve HAYIR edatlarının altında yatan psikolojik etken nedir? Konuşmak gerek. Kararsızlar ne düşünüyor? Konuşmak gerek. 15 yıldır var olan bir iktidara karşı kadınların Hayır’ı ne oranda? Konuşmak gerek…

Latince’de bulunan referre, relat (geri götürmek, başvurmak) fiilinden türetilen referandum kelimesinin TDK karşılığı ise; halkın türlü siyasi ve toplumsal sorunlar karşısında olumlu veya olumsuz görüşünü belirlemek için başvurulan oylama, şeklindedir.

Peki neden dünyadaki referandum oylamalarının hepsinde EVET yada HAYIR edatları kullanılıyor?

HAYIR ve EVET edatları sırasıyla davranışları yasaklamak ya da teşvik etmek için şartnameye dahil edilmiştir. Dolayısıyla, bu sözcükler, duygusal kontrolle ilişkilidir. 2007 yılında Amerika’da beyinsel analizler sonucu yapılan bir araştırmaya göre de hazırlanan makalede şu bilgiler yer aldı: “Hayır ve Evet’in zıt beyin davranış tepkileri ile ilişkili olduğunu gösterdi; Hayır, negatif olarak değerlendirildi, daha yavaş tepki süreleri üretildi. Evet, pozitif olarak algılandı, daha hızlı yanıt süreleri üretti ve pozitif bir sinyal uyandırdı.” Bu öylesine kullanılan edatlar mı? Yerlerine başka edatlar kullanılabilir miydi? Bilmiyorum, ancak İstanbul’da başımızı her çevirdiğimizde karşılaştığımız EVET reklamları bu araştırmanın ne kadar yerinde olduğunu gösteriyor. AKP sadece EVET propagandası yürütmüyor ayrıca psikolojik bir mesaj da veriyor.

Karasızların kararı…

Referandum, genel olarak birçok ülkede iktidarların çıkarları doğrultusunda öne sürülmüş ve iktidarlarının ömrünü uzatmak için kullanılmıştır. Türkiye’de muhalif olmak eşittir dört duvar arası olmaktır elbette de, ömrüne ömür biçmek bir gelenektir. Osmanlıdan, AKP’den biliyoruz. Kararsızlar bazen gizli gizli, bazen de alel açık söylüyor kararsız olduklarını. Henüz Türkiye’de referandum tartışmalarının yaşandığı günlerde sosyal medyada izlenme rekorları kırılan ‘NO’ filmi yayınladı. Hemen hemen birçok insan ilk kez izledi. İsmini duydu. İzleyen bilir; film aslına bakılırsa bir reklamcının Hayır’ın çıkması yönünde gösterdiği çaba olarak lanse edilse de asıl metafor kararsızların oy kullanması ve Hayır’ın yani NO’nun başarılı olmasıdır. Türkiye’de kararsızlar var elbette. Kararsız olmak bir ülkenin halklarına yapılan en büyük haksızlıktır. Kararsız olmak ölümlere davetiye çıkarmaktır.

Gel gelelim biz kadınlara…

Referandumun karar kılındığı günden bu yana Türkiye’de bütün sokaklar EVET’e meyillendi nedense. Böyle diyorum çünkü HAYIR’a ait bir reklam afişini kocaman kocaman rezidanslardan aşağıya sarkıtıldığını göremezsiniz. Hiçbir iş yeri ‘Biz de Hayır diyoruz’ diye bir afiş asmadı mesela. Hiçbir binanın penceresinde Hayır yazılı bir bayrak göremezsiniz. Bunlar görünen EVETler. Peki görünmeyen yada görülmek istenmeyen HAYIRlar nerede? O HAYIRlar kadınların tam da kendisinde. Kalabalık bir EVET standının önünden, elinde HAYIR bildirisiyle halay çeke çeke gelen kadındadır HAYIR’ın öznesi. Hangi platformun kurduğu önemli olmayan stantlara simit, yemek taşıyan kadınların HAYIR’ındadır umut. Kadınları hep birlikte HAYIR dedi. Kadının mor rengi bu yılda HAYIR oldu.