Enfal’in Mısır’a götürülen kayıp kadınları 30 yıldır nerede?

HABER MERKEZİ – Saddam Hüseyin tarafından 30 yıl önce Kürtlere karşı gerçekleştirilen Enfal soykırımı 30’uncu yılına girdi. Enfal operasyonları sonucunda onbinlerce insan katledilirken, binlerce kadın tecavüze maruz kaldı ve satıldı. 14 Nisan Enfal Anma Günü’nü olarak kabul edilirken; resmi belgelere göre gece kulüplerinde çalıştırılmak üzere Mısır’a götürülen Enfalli kadınlardan ise geçen yıllara rağmen hiçbir haber alınamadı.

Kürdistan toprakları işgalci güçler tarafından işgal edildikten sonra Kürtlerin yaşadığı acılar bitmek bilmedi. Yaşanan savaşlarda kızlarını, oğullarını ve eşlerini kaybeden Kürt kadınları, savaşın en çıplak tanıklığını yaptı. Enfal mağduru kadınlar, gözleri önünde öldürülen çocuklarını, tecavüze uğrayan kadınların çığlıklarına şahit oldu. Kürtlerin tarihinde acı bir bellek oluşturan Enfal katliamının üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen Güney Kürdistanlı kadınlar, o günlerin acılarını unutmuş değil. 28 yıl önce Baas rejimi tarafından Güney Kürdistan halkının soykırımını hedefleyen Enfal operasyonları 1987-1989 yılları arasında gelişen katliamların hepsini kapsıyor. Baas rejiminin resmi kaynaklarına göre de operasyonlar, 23 Şubat 1988 ve 6 Eylül 1989 tarihleri arasında gelişiyor.

180 bin insandan haber yok

Kürdistan’ın neredeyse bütün alanlarına doğru genişleyen Enfal operasyonu 14 Nisan 1988’de çok tehlikeli bir boyut vardı. Bu boyuta ulaştığı içindir ki bu tarih bugün Enfal Ulusal Anma Günü olarak kabul ediliyor. Irak Yüksek Ceza Mahkemesi, 2007 yılında aldığı bir kararla Enfali, Kürtlere karşı girişilen bir jenosit olarak kabul etti ve ardından Enfal katliamına katıldıkları gerekçesiyle yüzlerce kişinin tutuklanması süreci başlatıldı.
Irak Yüksek Ceza Mahkemesi, 1 Mart 2010 yılında Enfal Harekatı’nın bir parçası olan Halepçe katliamını soykırım olarak tanıdı. Geçtiğimiz yıl 13 Nisan’da, Irak Parlamentosu Enfal katliamı ile ilgili resmi özür yayınladı.

Enfal katliamlarında toplu infazlar, sürgünler kara ve hava operasyonlarının yanı sıra 77 kez kimyasal saldırı yapıldı. Kimyasal saldırıya uğrayan bölgelerden biri olan Halepçe, Enfal katliamında Kürt soykırımının simgesi oldu. Yaşamını yitiren ve kaybolan insanların 100 bin ile 180 bin arasında olduğu tahmin ediliyor. Fakat resmi kaynaklar 150 bin sivil insanın öldüğünü söylese de açılmamış toplu mezarlar ve ortadan kaybolan insanların sayısı halen netleşmiş değil.

Kadınlara yönelik savaş suçları daha ağırdı

Enfal’in önemli bir boyutu ise kadınlara karşı işlenen savaş suçlarıydı. Toplu infazlar genellikle eli silah tutabilen erkeklere yönelik gerçekleştirilmiş olsa da hava operasyonları ve kimyasal saldırılarda katledilenlerin çoğunluğunu kadınlar ve çocuklar oluşturdu. Binlerce kadının tecavüze uğraması, pazarlarda satılması Enfal’in konuşulmayan bir dramadır. Birçok Enfalli kadın o günlerden kalan psikolojik sorunlarla halen mücadele ediyor. Enfalli kadınlar, Êzidî kadınlarının yaşadıklarını “En çok biz anlıyoruz'” diyor.

Hedefte Kürtlerin toplu imhası vardı

Saddam Hüseyin’in devrilmesinden sonra ele geçirilen belgeler ve şahitlerin anlatımları Enfal operasyonların belirli bir plan çerçevesinde hayata geçirildiğini ortaya koyuyor. Önceden belirlenmiş bölgeler askerler tarafından ablukaya alınıyor, bölgeye giriş çıkışlar yasaklanıyor. Daha sonra köylere giren asker ve çeteler halkı yaş ve cinsiyetlerine göre ayırıp, askeri araçlara bindirerek “bilinmeyen” yerlere gönderiyor. Bunu yerleşim birimlerinin boşaltılması, hayvanlara ve evlerde kalan eşyalara “ganimet” olarak el konulması takip ediyordu. Askerler patlayıcılarla, dozer ve greyderlerle evleri, okul ve camileri yerle bir ediyor, su kaynakları betonlanıyordu. Meyve ağaçları kesiliyor, bağ ve bahçeler ateşe veriliyordu. Baas rejiminin hedefinde Kürtlerin toplu imhası ile Irak’ta Kürt sorununa nihai çözümü olsa da harekatlar kapsamında Kürdistan bölgesinde bulunan onlarca Süryani, Êzidî, Türkmen ve Yahudi köyü de sakinleriyle birlikte imha edildi. Enfal kapsamında Kürdistan’ın şehir merkezleri dışındaki tüm bölgelerde ‘insansızlaştırma’ adı altında cansızlaştırıldı. Tüm kırsal kesim yasak bölge ilan edildi, bölgelerdeki bitki örtüsü yok edildi.

Resmi belgelere göre 18 kadın Mısır’a götürüldü

Enfal katliamı sadece ölümlerle sınırlı kalmıyor, mağdurlar özellikle kadınlar aynı bugün DAİŞ çetelerinin kadınlara ve çocuklara uyguladıkları insanlık dışı yaklaşımlara maruz kalıyor. Kadınların köleleştirilip satılması cariye olarak kullanılması ve tecavüze uğraması da Enfalli kadınların acılarını daha da derinleştiriyor. Enfali yaşayan birçok kadının psikolojisi halen düzelmiş değil. O dönemde 18 Kürt genç kadının gece kulüplerinde çalışmak üzere Mısır’a satıldıkları resmi belgelerde geçiyor. Genç kadın ve çocukların Katar, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri’ne Suudi Arabistan şeyhlerine satıldıkları, hediye edildikleri biliniyor.

Mağdurlar soykırım suçu olarak kabul edilmesini istiyor

Enfal operasyonlarından sağ kurtulanların, eş, çocuk ve yakınları birçok psikolojik ve sosyal sorunla karşı karşıya geldi. Enfal katliamının neden olduğu toplumsal ve psikolojik sorunlar Bölgesel Hükümet tarafından giderilmeye çalışılsa da Enfal mağdurları hükümetin Enfalli ailelere yeterince maddi ve manevi yardım etmediği eleştirisini yapıyor. Güney Kürdistan’da ve Güney Irak’ta Enfal kurbanlarının ezici çoğunluğu halen toplu mezarlarda kalıyor. Aileler toplu mezarların açılmasını istiyor. Bu toplu mezarların bir kısmı açılsa da bölgede yaşanan ekonomik krizden kaynaklı bekleyen yüzlerce toplu mezar var. Şehit ve Enfal Bakanlığının verdiği bilgilere göre, şuana kadar açılan toplu mezarlarda bulunan 0-3 yaş arası 104 çocuğun kimlikleri tespit edilebilmiş değil.

Federal Kürdistan Bölge Parlamentosu 14 Nisanı “Enfali Anma Günü” olarak ilan etti. Enfal yakınları ve bölgede yer alan resmi kuruluşlar, Enfal davasından yargılananların soykırım suçundan mahkûm olmaları ve Enfal’in uluslararası arenada soykırım suçu olarak kabul edilmesini talep ediyor.