Dersimli kadınlar baraja karşı: İzin vermeyeceğiz

DERSİM – İktidarın doğayı talan ederek, insansızlaştırma politikasını uyguladığı HES ve baraj yapımı, OHAL bahanesi ile yenilenirken, birçok köy “Acele Kamulaştırma” adı altında boşaltılmak isteniyor. Baraj ve HES’lerin kültürlerine ve doğaya zarar vereceğini belirten Dersimli kadınlar, sonuna kadar direneceklerini ve izin vermeyeceklerini söylüyor.

AKP iktidarı, yıllardır yaşam alanlarını ve doğayı talan ederek, insansızlaştırma politikasını uygulamaya devam ediyor. Milli Park sahası ilan edilen Munzur Vadisi, baraj ve HES’ler tarafından çevrelenirken, Munzur, Pülümür, Mercan ve Peri vadilerinde yapılan ve yapılması planlanan onlarca kalekol, HES ve barajlarla coğrafya yok edilmek isteniyor. Dersim-Elazığ sınırında bulunan Peri Çayı üzerinde kurulan Pembelik Barajı’nın ardından, Konaktepe HES I ve HES II projeleri uygulanmaya başlandı. OHAL ilanının devam etmesi ile HES projeleri yenilenirken, birçok köy, “Acele Kamulaştırma” kanunu ile boşaltılmak isteniyor.

‘OHAL bahane oldu’

Daha önce Çevre ve Orman Bakanlığı’nın, Munzur Vadisi Milli Parkı’nda yapımına onay verdiği Konaktepe HES I ve HES II projeleri, Danıştay 10. Dairesi tarafından, “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça projelerle ilgili onay ve izin verilemez” denerek reddedilmişti. Ancak alınan kararlara rağmen OHAL’in ilanının fırsat bilinmesiyle projeler yenilenerek, birçok köyün “Acele Kamulaştırma” kanunu ile boşaltılması isteniyor.

‘Baraj doğaya zarar veriyor’

Dersim’de gerçekleştirilmesi planlanan Konaktepe HES I ve HES II projelerinin bölgede yürütülen insansızlaştırma politikasının bir parçası olarak değerlendiren Dersimli kadınlardan Nazife Beyik, barajın Dersim halkına ve doğasına zarar verdiğini söyledi. Yapılan barajların verdiği tahribata şahitlik eden Nazife, “Barajlarla birlikte iklimler anormal bir şekilde değişti. Baraj yapıldıktan sonra kışın kar yağışı azaldı, hava nemlendi. Tam dört sene kuraklık oldu. Hiç önceki senelerde bu mevsimde böyle olur muydu? Şuan hava sıcak, normal mi bu? Önceden bu vakitlerde kar olurdu buralarda. Kışımız 6 ay sürerdi” şeklinde konuştu.

‘Hayır! Dersim’de baraj istemiyoruz’

Dersim’de baraj yapımına karşı olduklarını belirten Saniye Ertaş, “Evet baraj geldi, hava ılık oldu, kar azaldı. Önceden su donardı elbise bile yıkayamazdık. Ama insan huzursuz oluyor. Biz kar yağışına alışığız. Soğuğa alışığız. Baraj olmuş bize ne faydası var? Köyler hep boşaltıldı. Hayır! Dersim’de baraj istemiyoruz” dedi.

‘Sonuna kadar direneceğiz’

Barajın yapılması planlanan Çaxperi (Güneykonak) köyü kadınları da baraj yapımı ile köylerinin sular altında kalacağını belirtiyor. Kadınlardan Medine Aren, “Biz burada baraj istemiyoruz. Gerekirse kanımızın son damlasına kadar direneceğiz. Munzur Nehri bizim değerimizdir. Değerlerimizin kaybolmasını istemiyoruz. Mezarlarımızın sular altında kalmasını istemiyoruz. Bizim gidecek başka yerimiz yok. Başka yerde de yaşamak istemiyoruz. Baraj bize yıkım getirir” diyerek, tepkilerini dile getirdi.

Yapılacak barajın doğanın yok olması anlamına geldiğini ifade eden Medine, “Yabani hayvanlar göç edecek, bitki ve hayvan çeşitleri zarar görecek. Ziyaret yerleri sular altında kalacak. Köylerimiz boşalacak. Bizim köklerimiz burası, bu doğa. Buraya zarar gelmesini istemiyoruz” şeklinde konuştu.

‘İzin vermeyeceğiz’

Pülür (Ovacık) merkezde ikamet eden Leyla Yıldız da (60), tarihi ziyaretlerin sular altında kalacağını belirterek, “Ziyaretlerimiz sular altında kalmasın, lokmalarımızı dağıtıyoruz, ibadetimizi yapıyoruz. Bunca sene yaptırmadık, bundan sonra da yaptırmayacağız, istemiyoruz. Kesinlikle hayır, hayır, doğamız bozulmasın, istemiyoruz” dedi.

Altun Ayata ise (62), yapılacak barajın sadece inşaat mühendislerinin ve tüccarların işine yarayacağını ifade ederek, “Büyük tüccarlar var ya onlar kazanacak biz yine altta kalıyoruz. Fakir halk yine fakir kalacak. Barajdan kimseye fayda olmaz” ifadelerinde bulundu.