Ayşe Düzkan: Özgürleşmek için bir yol bulmalıyız

İSTANBUL – 16 Nisan referandumunu değerlendiren feminist-yazar Ayşe Düzkan, çıkan ‘evet’ sonucunun gerçeği yansıtmadığını belirterek, “Askeri darbenin devam ettiği 1982 yılında çok yeni sokağa çıkma yasağı kalkmıştı ama hala sokakta asker vardı. Biz kadınlar bir yolunu bulduk çünkü kadınlar özgürleşmeye ihtiyaçları olduğu için yaratıcıdır. Bundan dolayı biz bir yolunu bulup özgürleşmezsek üzerimize daha çok büyük bir baskı gelecek. Bizim o özgürlüğe ihtiyacımız var” dedi.

Feminist-yazar Ayşe Düzkan, 16 Nisan’da gerçekleştirilen referandumun sonuçlarına dair değerlendirmede bulundu. Referandumda aynı zamanda sandık başkanlığı da iptal edilen Ayşe, referandumdan çıkan ‘evet’ sonucunun gerçeği yansıtmadığını söyleyerek, iptal edilmesi gerektiğini kaydetti. Ekranlarda henüz sayım bitmeden ‘evet’ çıkmış gibi gösterilmesine karşı halkın sokaklara çıkarak tepkisini gösterdiğini dile getiren Ayşe, bu tepkinin halkın kendisini demokratik bir ifade ediş biçimi olduğunu vurguladı. Halkın bu mücadele alanının dışında da başka alanlar yaratacağına inandığını belirten Ayşe, YSK’nın hileli ve şaibeli sonuçlarına karşı mücadelenin yürütülmesi gerektiğini söyledi.

‘Hak ihlalleri meşruluk kazanacak’

İktidarın başkanlık için bu kadar ısrarlı olmasının altında yönetimin tek elde toplanması gibi sebeplerin ötesinde başka sebepler olduğunu niteleyen Ayşe, birinci sebep olarak, ‘başkanın yargılanmayacak olması’na dikkat çekti. Ayşe, ardından mülkiyetle ilgili meseleleri değerlendirerek, egemenlerin bu toplumu tekrar dizayn etmesinde iktidarın inşaat sektörüne yaptığı yatırımların önemli ölçüde payı olduğunu söyledi. Bu sektöre yaptığı yatırımlarla birlikte insanların ellerinden evlerinin çok rahat bir biçimde alınabileceği bir sistemin oturtulmaya çalışıldığını belirten Ayşe, yaşam alanına müdahale eden bu tür bir iktidar zihniyetinin ve yaşanan hak ihlallerinin ancak başkanlıkla birlikte meşruluk kazanabileceğini ifade etti. Ayşe, daha sonrasında emek haklarının emekçinin ellerinden alınmasına değindi ve kadınların elde ettiği bütün hakların ise geri alınmasının söz konusu olduğunu söyledi.

‘Bir yolunu bulup özgürleşmezsek…’

1980 askeri darbesinin ardından feminist hareketin seyrine ilişkin konuşan Ayşe, bugünkü referandum sonrası süreçte neler yaşanabileceğine dair ise; “Türkiye’de feministler 1982 yılında, askeri diktatörlük koşulları altında bir araya gelmeyi, konuşmayı, kitap çevirmeyi, bir şeyler tartışmayı ve faaliyet yürütmeyi başarmışlar. Feminist harekete benim katıldığım dönemde de çok yeni sokağa çıkma yasağı kalkmıştı ama hala sokakta asker vardı. Biz bir yolunu bulduk çünkü kadınlar özgürleşmeye ihtiyaçları olduğu için yaratıcıdır. Bundan dolayı biz bir yolunu bulup özgürleşmezsek üzerimize daha çok büyük bir baskı gelecek. Bizim o özgürlüğe ihtiyacımız var” şeklinde konuştu.

‘Örgütlenmek önemli bir araç’

Kadınların daha çok mücadeleye ihtiyacı olduğu bu kritik dönemde örgütlenmenin önemli bir araç olduğunu söyleyen Ayşe, tek mücadele alanının örgütlenmek olmadığını, mücadele edenlerin bu anlamda örgütlü mücadele edemeyecek durumda olan kadınların da taleplerini, iradelerini, arzularını, ihtiyaçlarını yansıtan bir mücadele ağı kurması gerektiğini ve kitleselleşmenin ancak böyle olabileceğini vurguladı. “Biz vicdanımızdan ötürü burada değiliz. Biz ezildiğimiz ve sömürüldüğümüz için, ihtiyaçlarımızdan dolayı buradayız. Bu durum mücadele için vicdan ve fikirden ötededir” diyen Ayşe, “Kadınların, emekçilerin, Kürtlerin mücadeleye ihtiyacı var ve o yüzden de mücadele ediyorlar” diyerek, sözlerini sonlandırdı.

.