Meral Danış: Kadınların ‘hayır’ sesini yükselteceğine inanıyoruz

İSTANBUL – HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, AKP’nin Meclis Genel Kurulu’na getirdiği Anayasa değişikliğine ilişkin teklif hakkında, “Bu tek kişi, tek adam kültü üzerine kurulu bir sistemdir. Kadın yok, kadının adı yok, kadının hakları yok. Kadının reddi, inkarı daha da pekiştiriliyor. Çünkü bütün yetkiler, tek bir erkeğe veriliyor. Bu kadınların, kadın örgütlerinin çok güçlü karşı çıkması gereken bir anlayıştır. Kadınların, çok güçlü bir ‘hayır’ sesini yükselteceğine inanıyoruz” dedi.

AKP ve MHP’in ortaklaşa hazırladığı Anayasa değişikliğine ilişkin teklifin Meclis Genel Kuruluna getirilmesine dair değerlendirmelerde bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, kadının olmadığı anayasa değişikliğinin meclisten geçse bile Kürt halkı ve Türkiye’deki halkların onayından geçemeyeceğine işaret etti. Toplumsal barışın anayasası olması gerektiğini vurgulayan Meral, bu anayasa teklifinin kendisinin toplumsal barışın olanaklarını ortadan kaldırmayı hedeflediğine dikkat çekti.

‘Tarihte böyle bir örnek yok’

Başbakan Binali Yıldırım’ın anayasa değişikliği için kullandığı, “Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemidir. İki kaptan bir gemiyi batırır” ifadelerini değerlendiren Meral, “Bu teklifi nasıl anlatacaklarını kendileri de bilmiyor henüz. Başbakanın bunu savunması, kendi bulunduğu konumun inkarı anlamına geliyor. Her halde tarihte böyle bir örneği yoktur. Kendi bulunduğu yürütmenin başbakanı olarak ‘başbakanlık kurumunu’ bitirme görevi ona verildi. Bu nedenle tekliften çok haberli olduğunu da sanmıyorum. Çünkü kendilerini tümüyle Cumhurbaşkanının, sarayın söylediklerini uygulamakla görevli addediyorlar. Demokrasiden anlasalar, ‘kaptan’ ya da ‘teklik’ meselesi ile açıklamazlar. Zaten kendi açıklamaları da, demokrasinin ortadan kaldırılacağını ifade ediyor. Bu tek kişi, tek adam kültü üzerine kurulu bir sistemdir. Ve Türkiye’deki ‘tekçiliği’ daha da pekiştiren, tümüyle geriye gidişi ifade eden bir sistemi öngörüyor” şeklinde dikkat çekti.

‘Kadınların sesini yükselteceğine inanıyoruz’

“Bu anayasa ve mevcut anayasa da tekçi, erkek bir anayasa” diyen Meral, anayasa değişikliğinin kadınlara nasıl yansıyacağına dair, “Kadın yok, kadının adı yok, kadının hakları yok. Bu yeni anayasal sistemde de, erkek egemen yaklaşım devam ediyor. Ve kadının reddi, inkarı daha da pekiştiriliyor. Çünkü bütün yetkiler, tek bir erkeğe veriliyor. Bu kadınların, kadın örgütlerinin çok güçlü karşı çıkması gereken bir anlayıştır” açıklamalarında bulundu. Kadın hareketlerinin bugüne kadar yürütmüş olduğu mücadelenin; kadınların yönetim mekanizmalarında ve karar alma süreçlerinde yer alma mücadelesi de olduğunun altını çizen Meral, “Öngörülen teklif de aynı şekilde kadınları tümüyle yok sayan, kadınları bu temsiliyette hiçbir yere yerleştirmeyen bir anlayışı çok güçlendiriyor. Kadınların, çok güçlü bir ‘hayır’ sesini yükselteceğine inanıyoruz” şeklinde konuştu.

‘Meclis’ten geçse bile halktan geri dönecektir’

Hem içeride hem de dışarıda yaşanan çatışma ortamına dikkat çeken Meral, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’nin ihtiyacı toplumsal barıştır. Toplumsal barışın anayasasını konuşmamız gereken tarihsel bir dönemeçte adeta bir savaş anayasası konuşuluyor. Savaşın derinleştirilmesi, çatışmaların büyütülmesi, şiddetin daha da tırmanması, hak ve özgürlüklerin reddi üzerine bir anlayış var. Sürekli imha, inkar ve asimilasyonun daha da güçlendirildiği bir atmosfere doğru ilerliyoruz. Ve şunu unutuyorlar; ‘Kürt halkı, Türkiye’deki farklıklar bunu kabul etmeyecektir.’ Meclisten geçse bile bu halktan geri dönecektir.”

‘Teklif toplumsal barışın olanaklarını ortadan kaldırıyor’

Temel politik yaklaşımlarının; Kürt düşmanlığı, çoğulculuğun ve farklılıkların reddi üzerine kurulu olduğunu belirten Meral, “Türkiye’nin demokratik, özgürlüklere dayalı bir anayasaya ihtiyacı olduğunu kimse reddedemez. Ama bunun toplumsal barışın anayasası olması gerekiyor. Bu anayasa teklifinin kendisi, toplumsal barışın olanaklarını ortadan kaldırmayı hedefliyor. Anayasada hiç kimse yer almıyor. Sadece Cumhurbaşkanı yer alıyor. Bütün güçleri kendinde birleştiriyor. Yasama, yürütme ve yargı organını tek bir kişi temsil edecek. Yani halkı da bir kişi temsil edecek diyor. Bu da barış arayışlarını, koşullarını ortadan kaldırmayı hedefleyen bir yaklaşım” dedi.