TOKİ’yi reddeden Vahide’nin kerpiç evi de direniyor

VAN – Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen doğduğu kerpiç evi bırakıp TOKİ’ye yerleşmeyi reddeden 75 yaşındaki Vahide Kahraman, “Ben bu toprak evlerde doğdum, güzel bir yaşam sürdüm ve bu toprak evlerde de ölmek istiyorum” diyor.

Van’ın İpekyolu ilçesine bağlı Bakraçlı köyü, eski adıyla Varagavank olarak da biliniyor. Köyün tarihi Urartulara kadar dayanan çok eski bir geçmişe sahip. Erek Dağı’nın yamacına kurulan köy, Kevenli ve Kurubaş köyleri ile komşu. Merkeze yaklaşık 9 kilometre uzaklıkta bulunan köyde, Ermeniler için önemli ve tarihi bir yere sahip Varagavank Manastırı’nın kalıntıları bulunuyor. Ermenilere ait bu köyde 1960’lardan sonra daha çok Van’ın Bahçesaray ilçesinden gelen yurttaşların yerleşmesiyle birlikte yeni bir yaşam inşa ediliyor. Ancak bu durum da 2011 yılında Van’da meydana gelen iki büyük depreme kadar devam ediyor.

Kerpiç evler terk edilmiş

Köy Erek Dağı’nın heybetiyle güne uyanan yurttaşlara bereketli toprakların üzerinde çiftçilik yapma fırsatı sunarken, yapıların çoğunun ise terk edilmiş ve kerpiçten oluşması dikkat çekiyor. Kerpiç yapıların büyük bir çoğunluğu depremde hasar görmüş ve terk edilmiş. Yurttaşların çoğunun, depremden sonra köyün etrafına inşa edilen ve toplumsallık adına hiçbir iz taşımayan Toplu Konut İdaresi evlerine (TOKİ) yerleşmesi ise doğal yapısını bozmuş. Daha önce iki katlı yapıların üstü ev, altı ağıl olarak kullanılıyorken, şimdi ise üstü depo, samanlık, altının ise ağıl olarak kullanıldığı gözlemleniyor.

‘Yalnızca iki ay TOKİ de kalabilmiş’

Geride kalanlar ise 65 yaş üzeri yurttaşlar. Onlar evlerini terk etmek istememiş. Doğduğu evi bırakmak istemeyen 75 yaşındaki Vahide Kahraman sadece 2 ay TOKİ’de kalabilmiş o da çocuklarının ısrarıyla. Orada kendine ait bir şey bulamayan Vahide, kerpiç evine geri dönüyor. Soğuk havanın karla karıştığı şu günlerde iki gözlü evinde torunlarıyla birlikte yanan tezek sobası önünde ayaklarını uzatıp çayını yudumlayan Vahide, ceviz kırıp anın tadını çıkarıyor.

Kerpiç yapılar komünal bir emeğin üretimi…

Çocuk yaşında evlendirilerek Gevaş’tan Bakraçlı’ya gelen Vahide, ilk zamanlarını şöyle anlatıyor: “Eskiden çevre köyde bulunan kadınlar gruplar halinde köye gelirdi. Değirmende buğday öğütürdük. Yalnızca buğday değil arpa, bulgur, kilim ve daha bir çok işi komünal bir şekilde yapardık. Burada bulunan özel bir toprak var. Eskiden çevre köylerde kalan kadınlar katır, eşek sırtıyla buradan toprak taşırlardı. O toprakla tandır yaparlardı. Bu özel toprakla sadece tandır değil, evlerin damları duvarları bu toprakla sıva yapılırdı.”

‘Uzun bir uğraş sonucu oluşturulan yapılar’

Kerpiç evlerin yapımında herkesin emeği olduğunu belirten Vahide evlerin nasıl yapıldığını da şöyle not düşüyor: “Büyük bir arazide dere kenarında önce toprak taşınırdı. Toprağı su ve samanla çamur haline getirirlerdi. Günlerce kadınlar, çocuklar, köyün büyük bir kısmı bu çamuru istenilen kıvama getiriyordu. Daha sonra geniş arazilerde güneşin ısıtabileceği bir alanda tahtadan yapılmış kalıba doldurarak, kare ve dikdörtgen şekillerini elde ediyorlardı. En son ise yeni bir ev yapmak için yine kollar sıvanır duvarlar örülür ve yapılar inşa edilirdi. Bu tür işler genelde ortak yapılır ve sırasıyla herkesin ev ihtiyacı bu temelde giderilirdi.”

‘Eski insanlar toprağa değer verirlerdi’

Evlerin çoğunun iki katlı ve altının ağıl olarak kullanılmasının temel nedeninin ısınmak olduğuna vurgu yapan Vahide, “Burada kışlar uzun ve soğuktur. İnsanlar için toprak çok değerliydi. Bir karış toprağı ziyan etmemek için insanlar hem araziden tasarruf etmek için, hem de altında koyunlar olunca üste bulunan ev daha sıcak olurdu. Bundan dolayı bütün yapıların üstü ev altı ise ağıldır” ifadelerine yer verdi.

Kerpiç evlerin onarılmasını istiyor

Depremden önce köyde yaşamın bambaşka olduğunu söyleyen Vahide, “Depremden sonra büyük bir emekle oluşturulan evler büyük oranda hasar gördü. Köylülerin çoğu bunu onaramadı. Daha sonra ise konutlara yerleştiler. Depremin ilk dönemlerinde yeni bir sarsıntı korkusu nedeniyle ben de konuta yerleştim ama o konutlarda nefes bile alamadım. Kerpiç evler konutlardan daha sıcak. Toprak kokuyor. Ve en önemlisi bu kadar büyük bir emeği ben terk etmek istemiyorum. İmkan olursa kerpiç evlerin tekrar onarılıp yaşamımı bu yapılarda sonlandırmak istiyorum” dedi.